İçeriğe geç
YDS KoçGiriş yap

Sıfat ve zarflar

Akademik metinlerde anlamı yönlendiren, derece ve kesinlik bildiren sıfatlar ve zarflar.

  • 31 madde
  • YDS ve YÖKDİL
Kelime Kartlarına ekle

Maddeler

  • substantialbüyük, kayda değer

    The new tax brought in a substantial amount of revenue.

    Miktar ya da önem bakımından büyük demektir; considerable ile yakın anlamlıdır. Zarf hâli substantially.

  • notablyözellikle; dikkat çekici biçimde

    Several countries, notably Germany and Japan, invested heavily in solar energy.

    Örnek verirken in particular anlamında kullanılır; sıfat hâli notable (dikkate değer).

  • inevitablekaçınılmaz

    Some job losses are inevitable as industries become automated.

    Karşıtı avoidable; zarf hâli inevitably (kaçınılmaz olarak).

  • considerablehatırı sayılır, kayda değer, oldukça büyük

    The project required a considerable investment of time and money.

    Tuzak: considerate 'düşünceli, saygılı' demektir, karıştırma.

  • crucialçok önemli, kritik

    Early diagnosis is crucial for successful treatment.

    Bir sonucu belirleyecek kadar önemli demektir; crucial to/for kalıplarıyla kullanılır.

  • widespreadyaygın, geniş alana yayılmış

    The use of antibiotics in farming is widespread.

    Geniş bir alana ya da çok sayıda kişiye yayılmış demektir.

  • profoundderin, köklü

    The invention of the printing press had a profound impact on European society.

    Etki, değişiklik, anlayış gibi isimlerle 'çok büyük ve derin' anlamında kullanılır.

  • subsequentsonraki, ardından gelen

    The drought and the subsequent famine killed thousands of people.

    subsequent to + isim: '-den sonra'. Zarf hâli subsequently (daha sonra).

  • predominantlyağırlıklı olarak, çoğunlukla

    The population of the region is predominantly rural.

    mainly ve mostly ile yakın anlamlıdır; sıfat hâli predominant.

  • merelysadece, yalnızca (önemsizlik vurgusu)

    The report merely describes the problem without offering solutions.

    Bir şeyin önemsiz ya da yetersiz olduğunu vurgular; only ve simply ile yakın anlamlıdır.

  • solelyyalnızca, tek başına

    The decision was based solely on financial considerations.

    Başka hiçbir şeyin katılmadığını vurgular; exclusively ile yakın anlamlıdır.

  • approximatelyyaklaşık olarak

    The survey included approximately two thousand participants.

    roughly ve about ile yakın anlamlıdır; resmî tondadır.

  • virtuallyneredeyse, hemen hemen

    The disease has been virtually eliminated in developed countries.

    almost ile yakın anlamlıdır; 'sanal olarak' anlamı bağlama göre ortaya çıkar.

  • arguably(güçlü gerekçelerle) denebilir ki

    Penicillin is arguably the most important medical discovery of the twentieth century.

    Güçlü bir iddiayı temkinli biçimde ileri sürmek için kullanılır. 'Tartışmalı' anlamı yoktur; o anlam için debatable ya da controversial.

  • inherentlydoğası gereği, özünde

    Some sports are inherently more dangerous than others.

    Sıfat hâli inherent (içkin, doğasında olan); inherent in kalıbıyla kullanılır.

  • explicitlyaçıkça, net olarak

    The law explicitly prohibits discrimination on the basis of age.

    Karşıtı implicitly (örtük olarak, dolaylı olarak).

  • adverseolumsuz, ters

    The drug has few adverse effects.

    adverse effects/conditions kalıpları yaygındır; averse (isteksiz, karşı) ile karıştırma.

  • controversialtartışmalı

    The government's decision to raise taxes proved highly controversial.

    Görüş ayrılığına yol açan konular için kullanılır; isim hâli controversy.

  • empiricaldeneysel, gözleme dayalı

    There is little empirical evidence to support the theory.

    Kuramdan değil gözlem ve deneyden elde edilen bilgi için kullanılır.

  • integralayrılmaz, temel (parça)

    Music is an integral part of the school curriculum.

    an integral part of kalıbıyla çok kullanılır; 'bütünün vazgeçilmez parçası' demektir.

  • marginalçok az, önemsiz; kenarda kalan

    The new policy produced only marginal improvements.

    Miktar için 'küçük, önemsiz' demektir; zarf hâli marginally (çok az).

  • preliminaryön, hazırlık niteliğinde

    Preliminary results suggest that the vaccine is safe.

    Henüz kesinleşmemiş ilk aşama için kullanılır (preliminary findings).

  • unprecedentedeşi görülmemiş, emsalsiz

    The pandemic caused unprecedented disruption to global trade.

    Daha önce hiç yaşanmamış demektir; precedent (emsal) isminden gelir.

  • vulnerablesavunmasız, korunmasız; hassas

    Elderly people are particularly vulnerable during heatwaves.

    vulnerable to kalıbıyla kullanılır; isim hâli vulnerability.

  • ultimatelynihayetinde, en sonunda; temelde

    The success of the reform will ultimately depend on public support.

    eventually ile yakındır ama 'en temelde' anlamı da taşır.

  • presumablymuhtemelen, tahminen

    The documents were presumably destroyed during the war.

    Makul bir varsayımı bildirir; probably ile yakın anlamlıdır.

  • increasinglygiderek, gitgide artan biçimde

    Consumers are increasingly concerned about the origin of their food.

    Bir durumun zamanla daha da arttığını gösterir; çoğunlukla sıfat ya da fiilden önce gelir.

  • relativelynispeten, görece

    The disease is relatively rare in young adults.

    Başka bir şeyle karşılaştırınca anlamındadır; relatively speaking kalıbı da kullanılır.

  • readilykolayca; isteyerek, hemen

    Such information is readily available on the internet.

    readily available kalıbı yaygındır; 'gönüllü olarak' anlamı da vardır.

  • reliablegüvenilir

    Reliable data on unemployment are difficult to obtain.

    rely on fiilinden gelir; isim hâli reliability.

  • comparablekarşılaştırılabilir, benzer

    Salaries in the two sectors are broadly comparable.

    comparable to/with kalıbıyla kullanılır; 'aynı düzeyde' anlamı taşır.

Sıfat ve zarflar listesini Kelime Kartlarına ekle

Hesabınla bu listeyi tek tıkla Kelime Kartlarına eklersin; kartlar aralıklı tekrarla yeniden karşına gelir. Yeni kartlar günlük yeni kart sınırına göre sıraya girer.