İçeriğe geç
YDS KoçGiriş yap

Akademik phrasal verb'ler

Okuma metinlerinde ve cümle tamamlama sorularında karşına çıkabilecek, yazılı dilde yaygın phrasal verb'ler.

  • 31 madde
  • YDS ve YÖKDİL
Kelime Kartlarına ekle

Maddeler

  • account foraçıklamak; (bir oranı) oluşturmak

    Rising energy prices may account for much of the recent increase in inflation.

    İki anlamı var: 'nedenini açıklamak' ve 'bir bütünün belli bir kısmını oluşturmak'. Edilgeni: be accounted for.

  • bring about-e neden olmak, -e yol açmak

    The new policy brought about significant changes in the education system.

    Genellikle değişim, reform gibi sonuçlarla kullanılır; cause ile yakın anlamlıdır.

  • carry outyürütmek, gerçekleştirmek

    The researchers carried out a series of experiments on laboratory mice.

    research, study, survey, experiment gibi isimlerle çok sık birlikte kullanılır; conduct ile eş anlamlıdır.

  • point outbelirtmek, dikkat çekmek

    The author points out that the data were collected over a very short period.

    Ardından çoğunlukla that cümleciği gelir; bir gerçeğe dikkat çekmek anlamındadır.

  • set upkurmak, oluşturmak

    The government set up a committee to investigate the causes of the crisis.

    Kurum, şirket, komisyon kurmak için kullanılır; establish ile yakın anlamlıdır.

  • rule outolasılık dışı bırakmak, dışlamak

    Scientists have not yet ruled out the possibility of life on other planets.

    Genellikle possibility, option gibi isimlerle kullanılır; bir ihtimali elemek demektir.

  • come up with(fikir ya da çözüm) bulmak, ortaya atmak

    Engineers came up with an innovative solution to the water shortage.

    idea, solution, plan gibi isimlerle kullanılır; yeni bir şey üretmek anlamındadır.

  • cut down on(miktarını) azaltmak

    Doctors advise patients to cut down on salt and sugar.

    Tüketimi azaltmak için kullanılır; reduce ile yakın anlamlıdır. Edatı on unutulmamalı.

  • phase outaşamalı olarak kaldırmak

    Many countries plan to phase out coal-fired power plants within two decades.

    Bir uygulamayı birden değil, zamana yayarak sona erdirmek demektir.

  • break downbozulmak; çökmek; parçalara ayırmak

    Enzymes in the stomach break down proteins into smaller molecules.

    Nesnesiz kullanımda 'bozulmak, başarısız olmak' (talks broke down), nesneyle 'ayrıştırmak' anlamına gelir.

  • build upbirikmek, artmak; geliştirmek

    Toxic chemicals can build up in the body over many years.

    Zamanla yavaş yavaş birikmeyi anlatır; isim hâli buildup (birikim).

  • call forgerektirmek; talep etmek

    The scale of the disaster calls for immediate international assistance.

    Bir durumun bir şeyi gerektirmesi ya da kişilerin açıkça bir şey istemesi için kullanılır.

  • draw onyararlanmak, başvurmak

    The report draws on data from more than forty countries.

    Bilgi, deneyim, kaynak gibi isimlerle kullanılır; make use of ile yakın anlamlıdır.

  • figure outanlamak, çözmek

    Researchers are still trying to figure out how the virus spreads so quickly.

    Biraz gündelik tondadır; resmî metinde determine veya understand tercih edilebilir.

  • set outaçıklamak, ortaya koymak; (bir işe) girişmek

    The document sets out the main principles of the new agreement.

    set out to do something kalıbı 'bir şeyi yapmaya koyulmak' demektir.

  • turn out(sonunda) çıkmak, anlaşılmak

    The initial results turned out to be misleading.

    turn out to be + sıfat/isim ya da it turns out that kalıplarıyla kullanılır.

  • look intoincelemek, araştırmak

    The authorities are looking into the causes of the accident.

    investigate ile yakın anlamlıdır; resmî metinde investigate daha yaygındır.

  • put forward(görüş ya da öneri) ileri sürmek

    Several theories have been put forward to explain the extinction of the dinosaurs.

    theory, proposal, idea gibi isimlerle kullanılır; propose ile yakın anlamlıdır.

  • take overdevralmak, kontrolü ele geçirmek

    A multinational corporation took over the small local firm last year.

    İsim hâli takeover (devralma, şirket satın alma).

  • take up(yer ya da zaman) kaplamak; (bir işe) başlamak

    Administrative tasks take up a large part of a teacher's working day.

    Bağlama göre 'yer/zaman almak' ya da 'bir uğraşa başlamak' anlamına gelir.

  • bring up(konu) gündeme getirmek; yetiştirmek

    The issue of funding was brought up at the end of the meeting.

    Konu açmak (raise) ve çocuk yetiştirmek (raise) anlamları vardır.

  • wipe outyok etmek, silip süpürmek

    The epidemic wiped out nearly half of the island's population.

    Tamamen ya da büyük ölçüde yok etmeyi anlatır; eradicate ile yakın anlamlıdır.

  • keep up withayak uydurmak, geri kalmamak

    Many small businesses struggle to keep up with rapid technological change.

    Hız ya da gelişmeyle aynı düzeyde kalmak demektir; edatı with unutulmamalı.

  • go throughyaşamak, geçirmek; gözden geçirmek

    The country went through a long period of economic uncertainty.

    Zor bir süreci yaşamak (experience) ya da bir belgeyi dikkatle incelemek anlamındadır.

  • hold backengellemek, geride tutmak

    A lack of investment has held back economic growth in the region.

    Gelişmeyi yavaşlatmak anlamında kullanılır; hinder ile yakın anlamlıdır.

  • make upoluşturmak; telafi etmek

    Women make up more than half of the university's student population.

    make up for something kalıbı 'bir şeyi telafi etmek' demektir; be made up of 'oluşmak'.

  • single outayırıp seçmek, öne çıkarmak

    The report singled out poor management as the main cause of the failure.

    Birçok şey arasından birini öne çıkarmak anlamındadır; çoğunlukla single out as/for kalıbıyla.

  • come aboutolmak, meydana gelmek

    Historians disagree about how the revolution came about.

    Nesne almaz; happen ile yakın anlamlıdır. bring about ise 'neden olmak' demektir.

  • run out of-i tükenmek, elinde kalmamak

    Some regions may run out of fresh water within a few decades.

    Özne tüketen taraftır (we ran out of time); kaynak özne olursa run out kullanılır.

  • put offertelemek

    The launch of the satellite was put off because of bad weather.

    postpone ile eş anlamlıdır; ardından fiil gelirse -ing alır (put off doing).

  • turn downreddetmek

    The committee turned down the proposal due to its high cost.

    Teklif, başvuru, öneri için kullanılır; reject ile yakın anlamlıdır.

Akademik phrasal verb'ler listesini Kelime Kartlarına ekle

Hesabınla bu listeyi tek tıkla Kelime Kartlarına eklersin; kartlar aralıklı tekrarla yeniden karşına gelir. Yeni kartlar günlük yeni kart sınırına göre sıraya girer.