Sık karıştırılan kelimeler
Yazılışı ya da sesi birbirine benzeyen, anlamı farklı kelime çiftleri ve aralarındaki fark.
- 32 madde
- YDS ve YÖKDİL
Maddeler
affectetkilemek
Air pollution can affect the development of children's lungs.
İkizi effect. affect çoğunlukla fiildir (etkilemek), effect ise isimdir (etki).
effectetki, sonuç
The new law had a significant effect on employment.
İkizi affect. effect isimdir: have an effect on. Fiil olarak 'gerçekleştirmek' demektir (effect change).
economicekonomik, ekonomiyle ilgili
The country is facing a severe economic crisis.
İkizi economical. economic ekonomiyle ilgili demektir (economic growth).
economicaltutumlu, az masraflı, idareli
Smaller cars are generally more economical to run.
İkizi economic. economical 'masrafı az, idareli' demektir (an economical engine).
implyima etmek, dolaylı olarak göstermek
The results imply that the treatment is more effective in younger patients.
İkizi infer. Konuşan ya da veri imply eder (ima eder), dinleyen ya da okuyan infer eder (çıkarım yapar).
inferçıkarmak, sonuç çıkarmak
From these data, we can infer that the disease spreads through water.
İkizi imply. infer from kalıbıyla kullanılır; isim hâli inference.
principalbaşlıca, ana; okul müdürü
Lack of funding is the principal reason for the project's failure.
İkizi principle. principal sıfat olarak 'en önemli' demektir; isim olarak okul müdürü.
principleilke, prensip
The constitution is based on the principle of equality.
İkizi principal. principle yalnızca isimdir: ilke, temel kural.
adaptuyarlamak; uyum sağlamak
Many animals have adapted to life in extreme environments.
İkizi adopt. adapt to: bir şeye uyum sağlamak; adapt something: değiştirerek uyarlamak.
adoptbenimsemek; evlat edinmek
Several countries have adopted stricter environmental standards.
İkizi adapt. adopt bir yöntemi, politikayı olduğu gibi kabul edip uygulamaktır.
complementtamamlamak; tamamlayıcı unsur
Online lessons can complement traditional classroom teaching.
İkizi compliment (iltifat). complement e ile yazılır: bir şeyi eksiksiz hâle getirmek.
complimentiltifat; iltifat etmek
The director complimented the team on their excellent work.
İkizi complement. compliment i ile yazılır; sıfat hâli complimentary 'ücretsiz, ikram' anlamına da gelir.
historictarihî önemi olan, tarihe geçen
The signing of the treaty was a historic moment for both nations.
İkizi historical. historic 'tarihî önemi olan' demektir (a historic decision).
historicaltarihsel, tarihle ilgili
The museum holds a large collection of historical documents.
İkizi historic. historical 'geçmişe ait, tarih bilimiyle ilgili' demektir.
sensiblemantıklı, makul
Reducing waste is a sensible way to cut costs.
İkizi sensitive. sensible 'aklı başında, makul' demektir; Türkçedeki 'hassas' anlamı yoktur.
sensitivehassas, duyarlı
Some patients are highly sensitive to certain medications.
İkizi sensible. sensitive to kalıbıyla kullanılır; 'gizli, nazik konu' anlamı da var (sensitive data).
eminentseçkin, ünlü
The conference was opened by an eminent physicist.
İkizi imminent. eminent saygın ve tanınmış kişiler için kullanılır.
imminentyakın, eli kulağında (tehlike vb.)
Scientists warned that a major eruption was imminent.
İkizi eminent. imminent 'her an olabilecek' demektir; genellikle tehlike için.
precedeönce gelmek, öncesinde olmak
A period of economic decline preceded the political crisis.
İkizi proceed. precede zaman ya da sırada önce gelmektir; sıfat hâli preceding.
proceeddevam etmek, ilerlemek
The researchers decided to proceed with the second phase of the study.
İkizi precede. proceed with something kalıbıyla kullanılır; ilgili isimler procedure, proceedings.
discreetağzı sıkı, dikkatli, ölçülü
Doctors must be discreet when handling patients' personal information.
İkizi discrete. discreet dikkat çekmeyen, sır tutan davranışı anlatır.
discreteayrı, ayrık
The process can be divided into several discrete stages.
İkizi discreet. discrete birbirinden ayrı, bağımsız parçalar için kullanılır.
continualsürekli tekrarlanan, sık sık olan
The project suffered from continual delays.
İkizi continuous. continual aralıklarla tekrar eden şeyler için kullanılır.
continuouskesintisiz, sürekli
The patient's heart rate was under continuous observation.
İkizi continual. continuous hiç ara vermeden süren şeyler için kullanılır.
elicitortaya çıkarmak, (tepki ya da bilgi) almak
The survey was designed to elicit honest responses from participants.
İkizi illicit. elicit bir fiildir: tepki, cevap ya da bilgi almak.
illicityasa dışı, yasak
The police seized a large quantity of illicit drugs.
İkizi elicit. illicit bir sıfattır; illegal ile yakın anlamlıdır.
stationaryhareketsiz, sabit
The car was stationary when the accident happened.
İkizi stationery. stationary a ile yazılır ve sıfattır: kıpırdamayan.
stationerykırtasiye
The office spends a large amount on paper and other stationery every year.
İkizi stationary. stationery e ile yazılır ve sayılamayan isimdir.
besideyanında
A small museum stands beside the old railway station.
İkizi besides. beside bir yer edatıdır: -in yanında.
besides-in yanı sıra; ayrıca
Besides its economic benefits, tourism can promote cultural exchange.
İkizi beside. besides edat olarak 'dışında, yanı sıra', zarf olarak 'üstelik' demektir.
prosecutekovuşturmak, dava açmak
The company was prosecuted for polluting the river.
İkizi persecute. prosecute hukuki süreçtir; isim hâli prosecution, savcı prosecutor.
persecutezulmetmek, eziyet etmek
The minority group was persecuted for its religious beliefs.
İkizi prosecute. persecute bir grubu inancı ya da kimliği nedeniyle baskı altına almaktır.
Sık karıştırılan kelimeler listesini Kelime Kartlarına ekle
Hesabınla bu listeyi tek tıkla Kelime Kartlarına eklersin; kartlar aralıklı tekrarla yeniden karşına gelir. Yeni kartlar günlük yeni kart sınırına göre sıraya girer.