Akademik fiiller
Bilimsel ve akademik metinlerde sıkça karşılaşılan, okuma ve kelime sorularında işine yarayacak fiiller.
- 32 madde
- YDS ve YÖKDİL
Maddeler
underminezayıflatmak, baltalamak
Corruption undermines public trust in government institutions.
Yavaş yavaş, çoğunlukla gizlice zayıflatmayı anlatır; nesnesi trust, efforts, authority gibi soyut isimlerdir.
constituteoluşturmak; teşkil etmek
Women constitute the majority of healthcare workers in the country.
make up ile yakın anlamlıdır; 'bir şey sayılmak' anlamı da vardır (constitute a threat).
advocatesavunmak, desteklemek
Many economists advocate higher taxes on carbon emissions.
Fiil olarak doğrudan nesne alır (advocate for de kullanılır); isim olarak 'savunucu' demektir.
enhanceartırmak, geliştirmek
Regular reading can enhance students' vocabulary and comprehension.
Kaliteyi, değeri ya da etkinliği yükseltmek için kullanılır; olumlu çağrışımlıdır.
alleviatehafifletmek, azaltmak (acı ya da sıkıntı)
The new medication may alleviate symptoms in patients with chronic pain.
Acı, yoksulluk, sorun gibi olumsuz şeylerle kullanılır; relieve ile yakın anlamlıdır.
exacerbatekötüleştirmek, şiddetlendirmek
The drought exacerbated food shortages across the region.
Zaten kötü olan bir durumu daha da kötüleştirmek demektir; alleviate'in karşıtıdır.
facilitatekolaylaştırmak
Digital tools can facilitate communication between doctors and patients.
Bir süreci daha kolay hâle getirmek demektir; hinder ve impede ile karşıt anlamlıdır.
hinderengellemek, sekteye uğratmak
Poor infrastructure continues to hinder economic development.
Tamamen durdurmak değil, zorlaştırmak anlamındadır; impede ve hamper ile yakın anlamlıdır.
assessdeğerlendirmek
The study aims to assess the long-term effects of air pollution on children.
Durumu, değeri ya da etkiyi ölçüp değerlendirmek demektir; isim hâli assessment.
attribute(bir nedene) bağlamak, atfetmek
Scientists attribute the rise in sea levels to melting ice sheets.
attribute A to B kalıbıyla kullanılır: A'yı B'ye bağlamak. Edilgeni: be attributed to.
deterioratekötüleşmek, bozulmak
The patient's condition deteriorated rapidly after the operation.
Nesne almaz; sağlık, ilişki, koşullar gibi şeylerin kötüleşmesini anlatır.
diminishazalmak; azaltmak
The importance of print newspapers has diminished in the digital age.
Hem nesneli hem nesnesiz kullanılır; decrease ile yakın anlamlıdır.
emergeortaya çıkmak, belirmek
New evidence has emerged about the origins of the disease.
Nesne almaz; isim hâli emergence, sıfat hâli emerging (gelişmekte olan).
ensuresağlamak, güvenceye almak
The regulations ensure that food products meet safety standards.
Bir şeyin kesin olmasını sağlamak demektir; ardından isim ya da that cümleciği gelir (ensure safety / ensure that ...).
entailgerektirmek, içermek
The project entails a considerable amount of fieldwork.
Bir işin doğal sonucu ya da parçası olarak bir şeyi gerektirmesi; involve ile yakın anlamlıdır.
fosterteşvik etmek, geliştirmek
Schools should foster creativity and critical thinking.
Olumlu bir şeyin gelişmesini desteklemek demektir; promote ve encourage ile yakın anlamlıdır.
implementuygulamak, hayata geçirmek
The government has failed to implement the reforms it promised.
Plan, politika, karar gibi isimlerle kullanılır; isim hâli implementation.
imposedayatmak; (vergi ya da ceza) koymak
Several countries imposed restrictions on imports from the region.
impose something on somebody/something kalıbıyla kullanılır.
mitigate(zararın etkisini) azaltmak, hafifletmek
Planting trees can help mitigate the effects of urban heat.
Zararın şiddetini azaltmak demektir; alleviate ile yakın anlamlıdır, iklim metinlerinde yaygındır.
neglectihmal etmek
Early studies neglected the role of social factors in health.
Hem 'bakımsız bırakmak' hem 'göz ardı etmek' anlamında kullanılır; sıfat hâli negligent.
obtainelde etmek, edinmek
The researchers obtained permission to use the hospital records.
get fiilinin resmî karşılığıdır; çaba gerektiren edinimler için kullanılır.
perceivealgılamak; (bir şey olarak) görmek
Many people perceive climate change as a distant threat.
perceive A as B kalıbı yaygındır; isim hâli perception.
pursuesürdürmek; peşinden gitmek
She decided to pursue a career in medical research.
career, goal, policy, research gibi isimlerle kullanılır.
reinforcegüçlendirmek, pekiştirmek
The new findings reinforce the view that sleep is essential for memory.
Bir görüşü, inancı ya da yapıyı daha da sağlamlaştırmak demektir.
sustainsürdürmek, devam ettirmek
The economy cannot sustain such high levels of growth.
Ayrıca 'yara, hasar almak' anlamı da vardır (sustain injuries); sıfat hâli sustainable.
yield(sonuç) vermek; ürün vermek
The new farming methods yielded better harvests.
Araştırma bağlamında yield results/data; 'boyun eğmek' anlamında yield to kullanılır.
acknowledgekabul etmek; tanımak
The authors acknowledge that their sample was not representative.
Bir gerçeği ya da hatayı kabul etmek demektir; admit ile yakın anlamlıdır.
allocateayırmak, tahsis etmek
The government allocated additional funds to rural schools.
allocate something to/for kalıbıyla kullanılır; para, zaman, kaynak için.
anticipateöngörmek, beklemek
Few experts anticipated the speed of the economic recovery.
Ardından -ing gelebilir (anticipate doing); expect ile yakın anlamlıdır.
depicttasvir etmek, betimlemek
The novel depicts life in a small industrial town.
Resim, metin ya da filmde bir şeyi göstermek demektir; portray ile yakın anlamlıdır.
curbdizginlemek, sınırlamak
New measures were introduced to curb the spread of the virus.
Olumsuz bir şeyi kontrol altına almak demektir; isim olarak da kullanılır (a curb on spending).
deemsaymak, addetmek
The building was deemed unsafe after the earthquake.
Resmî tondadır; çoğunlukla edilgen kullanılır: be deemed + sıfat/isim.
Akademik fiiller listesini Kelime Kartlarına ekle
Hesabınla bu listeyi tek tıkla Kelime Kartlarına eklersin; kartlar aralıklı tekrarla yeniden karşına gelir. Yeni kartlar günlük yeni kart sınırına göre sıraya girer.